BÜYÜME BOZUKLUKLARI

Büyümenin değerlendirilmesinde en çok ağırlık ve boy birlikte kul­lanılırsa da süt çocuklarında ağırlık artması, bir yaşından sonra boy uza­ması en iyi ölçektir. En çok karşılaşılan, boy kısalığı yalanmalarıdır. Boy büyümesinin değerlendirilmesi için standart büyüme eğrileri kullamhr. Gerçekte her ülkenin toplumsal özellikleri gereği ayrı büyüme eğrileri kullanması daha uygundur. Türk çocukları için, A.B.D. beyaz ırk ve batı avrupa çocukları için kullanılan büyüme eğrileri kullandır. Standart bü­yüme değerleri:

1    — Ortalama ve ortadan sapma yöntemi,

2    — Persentü değerleri, olarak kullanılmaktadır. En çok kullanılan yön­tem ölçülerin persentil eğrileri olarak gösterilmesidir. Bunların elde edil­mesinde, longitudinal yöntemin daha sağlıklı olduğu düşünülmektedir. Doğumdan püberteye kadar belirli aralıklarla ölçümü yapılan aym kız ve erkek çocuklardan elde edilir. Çeşitli yaşlardaki orta değer %50 per­sentil değerini gösterir. Boy ve ağırlık bakımından %50 persentil değer­lerinde giden bir çocuğun, 4-5 yaşlarında %10 persentile düşmesi, büyü­meyi engelliyen bir etkenin araya girdiğine işaret sayılır. Bu etken bes­lenme bozukluğu, hastalık vb. olabilir.

Büyüme ve gelişme değerlendirilmesinde çeşitli ölçümler kullamhr.

A. — Büyümeyi değerlendirme ölçümleri; 1 — Ağırlık, 2 — Boy, 3 — Baş çevresi, 4 — Vücut bölümleri oranlan, 5 — Göğüs çevresi. En çok ağırlık, boy ve baş çevresi kullanıhr.

B — Gelişmeyi değerlendirme ölçümleri; 1 — Diş çıkarma ve değişme ya­şı, 2 — Kemik yaşı, kronolojik yaşın gidişi, 3 —Nöromotör ge­lişme, 4 — Zekâ ölçümleri, 5 — Cinsel gelişme.

BOY KISALIĞI

Boyun kısa kalmasında çeşitli nedenler vardır. Bunların bir ya da birkaçı birlikte bulunabüir.

1    — Kalıtsal etkenler,

2    — Beslenme bozuklukları,

3    — Yapısal gecikmeler,

4    — Psikososyal boy kısalığı,

11


5 -

- întrauterin büyüme geriliği

(IUBG),

6 -

- Kronik hastalıklar,

 

7 -

- Endokrin bozukluklar,

 

8 -

- Kromozom anomalileri,

 

9 -

- iskelet sistemi bozuklukları,

 

10 -

- Diğer nedenler.

 

1    — Kalıtsal Etkenler : Döllenme sonucunda çocuğun edindiği genetik yapı ve genler, gelişme ve büyüme potansiyelini belirlerler. Irk ve top­lumlara ilişkin ayrıcalıklar genetik yapıya bağlıdır. Kısa boylu anne ve babanm çocukları, kısa olmaya eğilimlidir. Anne ve babanın boylarına gö­re düzeltilmiş çocuk büyüme eğrileri de yapılmıştır.

2    — Beslenme bozuklukları : Beslenme yetersizliği önce ağırlığı, sonra da boy uzamasını etkiler. (Bak. Beslenme Bozuklukları). Beslenmenin iyi düzenlenmesi, bir dereceye kadar genetik yapıyı aşar.

3    — Yapısal gecikmeler : Normal doğan çocuklarda, kalıtsal ve beslen­meye bağlı nedenler olmadan boyca geri kalma ıgözlenebüir. Puberte za­manı gecikir. Akranlarına göre puberte gecikmesi ve boy kısalığı, ruhsal bunalımlara neden olabilir. Sonra puberte başlamasıyla boy normal sı­nırlara girer. Hormonal hipofonksiyon gözlenen olgular saptanmıştır.

4    — Psikososyal boy kısalığı : Bazı çocuklar, emosyonel gerginlikleri ve çevresel koşullara tepkileri sonucu akranlarından geri kalırlar. Kemik yaşı da geri kalmıştır ve diğer kardeşleri normaldir. Hipotalamo-hipofizer sistemde baskılanmayı düşündüren belirtiler vardır. Çocuğun ortam de­ğişi irmesiyle, normal boya eriştiği görülür.

5    — Interaııterin büyüme geriliği : Bebeklerin ağırlıkları beklenenin al­tındadır. Prematürelerle karıştırılmamalıdır. Anneye, plasentaya ve fe-tüse iüşkin nedenler bulunabilir. Annenin ağır beslenme bozuklukları ge­belik toksemilerinde intrauterin büyüme geriliği daha sıktır. Uterus için­de sürdürülen yavaş büyüme hızı, doğumdan sonra düzelmezse, bu ço­cuklar küçük boylu erişkinleri oluştururlar. Boyları kısa, kemik yaşları kronolojik yaşa uygun ve pubertede gecikme yoktur. Etkin bir tedavisi henüz bulunamamıştır.

6    — Kronik hasta'ıklar : Boy kısalığı görüldüğünde, çok zaman kronik hastalıkları aramak gerekir. Konjenital anomaliler ön sırada bulunurlar. Konjenital kalp hastalıkları, malapsorpsiyon sendromları, renal tübüler bo­zukluklar, kronik akciğer hastalıklarından bronşektazi-astma-kistik fib-



roz, S.S. Sistemi sekelleri başhcalarıdır. Tedavi edilebilenlerde normal dü­zeye erişme görülebilir.

7   — Endokrin bozukluklar : Büyük bir kısmı belirgin bir boy kısalığıy-la birliktedir. Büyüme hormonlarının eksikliği, hipotiroidi, diabetes mel-litus, Cushing sendromu, psödöhipoparatiroidi, erken püberte başlıcaları­dır.

8   — Kromozom anomalileri : Down sendromu (Mongolizm), Tumer send­romu gibi.

9   — İskelet sistemi bozuklukları : Boy kısalığı, vücut oranlarındaki de­ğişikliklerle birliktedir. Dış görünümle tanıya varılabilir. Önemli bir kıs­mını osteokondrodistrofiler oluşturur. Akondroplazi (Saray cücesi) gibi


ERKEK ÇOCUKLAR

 

Ağırlık

 

Boy

 

BaşÇev

 

Göğüs Çev.

 

kg.

 

can.

 

cm.

 

cm.

 

YAŞ

Ort.   S. Sapma

Ort.

S. Sapma

Ort.     S.

Sapma

Ort.   S.

Sapma

 

 

Y

atar

fc

e n

 

 

 

 

Doğran

3.4

0.4

50.4

 

2.0

35.3

1.2

33.2

1.8

3 Aylık

6.5

0.7

61.1

 

2.3

40.8

1.2

40.6

1.7

6      "

8.5

O.S

67.3

 

2.4

44.0

1.0

44.0

1,8

9      "

9.8

1.0

72.0

 

2.4

45.8

1.0

46.5

2.2

12      '

10.8

1.1

76.1

 

2.5

47.1

1.1

47.9

2.1

18      "

12.2

1.2

82.6

 

2.6

48.8

1.1

49.9

2.1

 

 

 

Aya

k t a

 

 

 

 

2 Yaşında

13.2

1.4

87.4

 

2.9

49.6

1.2

51.0

2.0

2i/2    "

14.3

1.5

92.2

 

3.2

50.1

1.2

51.9

2.0

3

15.2

1.6

96.4

 

? 4

50.4

1.2

52.7

2.2

 

o.*

3i/2    "

16.3

1.8

100.2

 

3.6

 

 

 

 

4

17.3

2.0

104.0

 

3.8

51.0

1.2

54.0

2.3

4i/2    "

18.4

2.1

107.6

 

3.9

 

 

 

 

5

19.4

2.3

110.7

 

4.1

51.3

1.2

55.4

2.4

6

21.9

2.6

117.7

 

4.4

51.9

1.2

56.5

2.5

7

24.6

3.2

123.8

 

4.6

 

 

58.2

3.0

8

27.7

4.0

129.9

 

4.9

52.7

1.3

 

 

9

31.0

4.0

135.4

 

5.1

 

 

62.6

3.9

10

34.8

5.9

141.0

 

5.5

53.1

1.1

 

 

11

38.8

7.3

145.9

 

6.1

 

 

67.6

5.1

12

43.2

8.6

151.4

 

6.8

 

 

 

 

13

47.9

9.5

157.5

 

7.8

 

 

72.3

5.3

14

54.0

10.1

164.8

 

8.3

 

 

 

 

15        "

60.0

9.7

171.1

 

7.3

 

 

78.6

5.2

16

64.4

9.2

175.2

 

6.3

 

 

 

 

17

66.9

8.9

176.6

 

5.8

 

 

82.3

4.6

(Katkı, Hacettepe Pediatri BlUmdalı Başasistanlığı Bülteni)

17


KIZ ÇOCUKLAR

Ağırlık                                Boy                    BaşÇev.                       Göğüs Çev.

kg.                                  cm.                         cm.                                cm.

YAŞ               Ört    sTSapma           Ört     S. Sapma- Ört     S. Sapma      Ort.   S. Sapma

Yatarken

Doğan               3.2            0.5           49.7               1.9          34.7             1.0            32.9            1.6

3 Aylık           5.9            0.7           59.2               2.1          40.0             1.2            39.8            1.7

6      "              7.7            0.8           65.5               2.3          42.9             1.2            43.2            1.9

9      "              8.9            1.0           70.2               2.5          44.7             1.2           45.6            1.9

12      •'             9.9            1.0           74.2               2.7          45.9            1.3            47.2            2.0

18      "             11.3            1.4         81.1               3.3          47.4             1.2            48.9            2.0

Ayakta

2  Yağında   12.5              1.4           86.1              3.2          48.2             1.4            50.3            2.2
2y2    "          13.6             1.6               91.1            3.4          49.0              1.4             51.5       2.2

3        "          14.7            1.8           95.4               3fi-         49.3             1.3            52,1            2.4
3ı/2    "          15.9             1.9              99.5            3.7

4                    16.9            2.1          103.3             3.9         49.9             1.3             53.5            2.6
4ı/2    '•          18.1            2.4           107.2            4,2

5            '•           19.2            2.6           110.6             4.4          50.3             1.3            54.6            2.5

6            -          21.9            3.4           117.6             4.7          50.8             1.4             56.0            2.6

7            "          24.7            4.0           123.8             5.0                                              57.1            3.6

8            "          28.1           4.8            129.8             5.3          51.8            1.4

9            "          31.6            5.8           135.3            5.6                                               61.5           4.1

 

10                         "          35.4            6.7           141.0             5.9          53.0             1.4

11                         "          40.1            7.7           147.7             6.5                                              65.9            4.7

12                         "          45.5            8.5            154.2             6.8

13                         »          50.1            8.5           159.5            6.3                                               70.5            4.8

14            '-           54.5            8.4           162.9             5.8

15                         "          57.4            8.3           164.8             5.5                                              72.8            4.6

16                         "          59.2            8.2           165.5             5.2

17                         •*           60.5            8.2           165.5             5.1                                              74.1            6.2

(Katkı, Hacettepe Pediatri BUimdalı Başasistanlığı. Bülteni)



BESLENME

Beslenme, insan gereksinimlerinin en kaçınılmaz zorunluluk göste­renidir, insanoğlu, birçok gereksinimlerinden yoksun olarak yaşama ola­nağı bulmuştur. Ama/besinin yerini tutacak özel bir formül henüz bu­lunamamıştır. Açlık, "En büyük ıstırap" olma niteliğini sürdürmektedir. Beslenmek ile doymak terimlerinin aynı şeyler olmadığı anlaşılıncaya ka­dar, fakir ve ıgüçsüz toplumlar, açlık ve yetersiz beslenmenin getirdiği "yok olma" savaşından kurtulmaya çabalamışlardır. Zengin ve güçlü toplum­lar da, aşın beslenme ya da yanlış beslenmenin getirdiği sorunlar altmda ezilmişlerdir. Gelenekleri gereği ya da raslantı sonucu, dengeli beslenme alışkanlığında olan toplumlar ayakta, kalmışlardır.

Bu gün "Beslenme Bilgisi" bir büim dalı olarak ilerlemektedir. Sağ­lıklı bir vücut ve ruh yapısının, bdr dereceye kadar beslenmeye, bir de­receye kadar da kalıtım ve çevre olanaklarına bağımlı olduğu anlaşılmış­tır.

Beslenme, yaşamın sağlıklı sürdürülmesi, büyüme ve gelişmenin sağ­lanması için, besinlerin kullanılmasıdır" diyebiliriz. Alman besinler, sindi­rim sisteminde sindirilerek öğelerine ayrılır ve vücut içindeki gerekli yer­lerde kullanılırlar. Alman besinlerin içinde belirli Öğelerin bulunmaları ge­rekmektedir, insanların gereksinim duydukları besinsel öğeler 5 gruba ayrılır. 1 — Proteinler, 2 — Yağlar, 3 — Karbonhidratlar. 4 — Madensel tuzlar, 5 — Vitaminler. Su yaşamın temci taşlarından biridir. Bütün canlılarda, biyoşimik olayların gerçekleşebilmesi için suya gereksinim var­dır. Susuz hayat düşünülemez ama su besin değildir. Besinsel öğeleri bi­linçsizce değil belirli bir oranda almak gerekmektedir. Buna da "Dengeli Beslenme" denilmektedir.

Türkiye'de beslenme, bilimsel nitelikten çok geleneksel niteliğini sür­dürmektedir. Ekonomik güçlükler, eğitimsel problemleri daha da güç­leştirmekte, bilimsel beslenmeyi bir çok kesimlerde olanak dışı bırakmak­tadır. Türkiye bir tahıl ve hayvancılık ülkesi olduğu halde, yalnız insan­lar değil hayvanlar da bilimsel açıdan açlık içindedirler, insanlar tahıl ürünleriyle doymakta, protein gereksinimlerini sağlamakta güçlük çek­mektedirler. Bu arada en güç durumda kalan çocuklardır. Fiziksel ve zi­hinsel gelişimlerini sürdürebilmeleri için gereksinimlerine özen gösteril­mek ve önem verilmek zorunluluğu vardır. ,Süt çocukluğu döneminde olu­şan besinsel yetersizliklerin, kalıcı zihinsel bozukluklara neden olacağı anlaşılmış bulunmaktadır. Enfeksiyonlara dayanıkldık da azalmakta, ölüm oranlan, yükselmektedir. Çocuklarımızın sağlıklı olarak büyüme ve ge­lişmelerini sağlamak, en önde gelen amacımız olmalıdır.

 

DOĞUMDAN SONRA BÜYÜME VE GELİŞME AĞIRLIK

Yenidoğanlar, doğumdan sonraki 3-4 gün içinde, su kaybı nedeniy­le doğum ağırlığının ,%8-10 kadarını kaybederler. Bu fizyolojik bir de-hidratasyondur. %10 kaybın üzerine çıkmadıkça problem oluşturmaz. Sonra ağırlık tekrar artmaya başlar ve 10'uncu gün, doğum ağırlığım bulması normal sayılır. Ülkemizde ortalama doğum tartısı 3200 gr ola-ral kabul edilir. %50 persentil, kız-oğlan, 3230-3270 gr dır. Türkiye'de yenidoğan ortalaması 3200-3400 gr olarak buna yakın bulunmaktadır. 28 gün ile 12 ay arası süt çocukluğu dönemidir. En hızlı büyüme ve ge­lişmenin bu dönemde olması nedeniyle, 0-12 ay arasında büyüme kriter­leri bulmak, öğreti bakımından gelenekleşmiştir. Vücut ağırlığı artışları, 3 aylık dönemlere göre;

l'inci 3 ayda   22-25 gr/Gün

2'inci 3 ayda    20-22 gr/Gün

3'üncü 3 ayda    15-18 gr/Gün

4'üncü 3 ayda    12-15 gr/Gün olarak hesaplanır.  (72)

Diğer bir açıdan bakıldığında; süt çocuğu ortalama olarak 0-6 ay arasında, 600-750 gr ya da daha çok ağırlık kazanır. Bazı aylar az olsa büe ortalama 600 gr/Ay olur. 5-6 ayda doğum ağırlığının iki katına ulaş­malıdır. Buna göre, çocuğun kaç aylık olduğu bilinirse, olması gereken ortalama kilosu bulunur.

1-6 ay arasında : Ay X 600 + 3200 = Ağırlık (6 ay X 600 + 3200 =6800)

Ay + 9                         (6 ay + 9

Diğer bir formül;------------ — = Ağırlık.--------------------- = 7,5 Kg). Bu for-

2                                    2

mül (88) %'50-75 persentiller arasına düşmesi nedeniyle daha doğru gö­rünmektedir. Bu formülün kullanılması 3-12 ay arasında önerilebüir. 12 ay için yapılan hesap sonucunda çıkan 10,5 Kg. oğlan ve kızlar için %50 ile %90 persentiller arasına düşmektedir.

Bir yaşından sonra ağırlık artması yavaşlar ve yılda 2 Kg olur.
2-6 yaş arasında ortalama ağırlık; Yaş
X 2 + 8 = .....................  Kg

Ağırlık artmasında belirli dönemler vardır.

1   — Doğum ağırlığı, kız-erkek ortalama 3200 gr du.

2   — Beş ay sonunda doğum ağırbğınm iki katı olur.

3   — Bir yaşında doğum ağırlığının üç katı olur.

4   — Üç yaşmda doğum ağırlığının dört katı olur.

5   — Beş yaşmda doğum ağırbğımn altı katı olur.

6   — On yaşında doğum ağırlığının on katı olur.

BOY

Çocuklarda boy büyümesini aylık olarak hesaplamak güç olmakta­dır. Doğumdan bir yaşına kadar olan dönem, en hızlı büyüme dönemi ola­rak görünmektedir. Bu hız ikinci yaş sonunda yavaşlamaktadır. Bu sı­rada oğlan çocukları kız çocuklanna göre, boyca 0.5 cm ve ağırlıkça 0.5 Kg kadar çok olabilemektedirler. tik yıl 25-30 cm, ikinci yıl 12 cm boy uzaması görülmektedir.

Ortalama boy uzama formülleri:   ('^50    persentillcre   göre)     (88)

0-12 aylar arasında, 50 cm      +      l'inci 3 ay 10 cm. oğlan. 9 cm kız

2'inci 3 ay 6 cm. oğlan, 6 cm. kız 3'üncü 3 ay 5 cm. oğlan, 5 cm. kız 4'üncü 3 ay 4 cm. oğlan, 4 cm. kız

2-6 yaş arasında; yaş X 5 + 80 — Boy cm

6-12 yaş arasında; yaş X 6 4- 77 = Boy cm

BAŞ

Başın muayenesi, süt çocuklarında çok önemlidir. Başın büyümesi, beynin büyümesiyle ilgilidir. Başın ölçülmesi 3'üncü ayda kesinlikle ya­pılmalıdır. Normalden sapmalar, nöromotör bozukluklar ya da anoma­lileri gösterir. Arka fontanel 6-8 haftada, ön fontanel 16-18 ayda kapa-nır, Sütürler klinik olarak 6-8 ayda. kapansalar da, erişkin oluncaya ka­dar kemikleşmezlcr.

Başın ölçümü; kaşların üzerinden, başın arkada en çıkıntılı nokta­sından geçirilen bir mezürle, baş çevresi dolanarak yapılır. Baş en hızlı büyüyen organdır. Ortalama olarak başın büyüme hızı;

Yenidoğaıı            33-35 cm

3'üncü ay                 40 cm  Büyüme    5 cm- 3 ayda

6'ıncı    "                  43 cm  Büyüme    3 cm- 3 ayda

12'inci   "                   46 cm  Büyüme    3 cm- 6 ayda

S


2 yaş                     48 cm    Büyüme    2 cm- 12 ayda

5    "                     50 cm    Büyüme   2 cm- 36 ayda

14    "                      54 cm    Büyüme    4 cm- 108 ayda

Baş çevresinin büyümesi, 6'ıneı aydan sonra gittikçe yavaşlar. Baş çevresinin (-2) ortadan sapması, mikrosefali olarak düşünülür. Makrose­fali ve hidrosefali, beyin içi olaylar nedeniyle büyümedir. Rikets'deki baş büyüklüğü, periyost kalmlaşmasındandır.

GÖĞÜS

Memeler hizasından ölçülür. Yenidoğanda baş ve göğüs çevresi or­talama olarak biri birine eşit gibidir, l'inci yaşda baş çevresini geçer.

Yenidoğan                    33-35 cm

12'inci ay                           47 cm

5 yaş                               55 cm

14 yaş                               74 cm

Riketsde başm büyümesine karşın, göğüs küçük kalır. Yenidoğanda pcktus ekskavatus ya da oektus karinatus görülmesi, kalıtsal olarak de­ğerlendirilmelidir.

Büyümede Vücut Oranları :

Baş-Vücut oranı : Yenidoğanda   vücudun   1/4'ü baş iken, erişkinde

1/8 ohır.

P.aş-Pubis/Pubis-Ayak oranı : Yenidoğanda 1.70, 10 yaşında 1, eriş­kinde 1 den küçüktür.

Oturma Yüksekliği/Boy uzunluğu : Yenidoğanda 0.70, 3 yaşında 0.57 dir. Ekstremite büyü meşinin geri kaldığı, hipotiroidi ve akondoplazi gibi durumlarda bu oranlar da geri kalmaktadır.

instroentestiııal Sistem :

Mide :  Yenidoğanda traıısvers durumdadır. Ortalama 10 yaşında ( kindeki dik durumuna ulaşır.

Karaciğer :  Palpasyon   sırasında   karaciğer,  mediyoklaviküler   çizgi üzerinde kosta kenarını çok zaman geçer. Hepatomegali sayılmaz. Bu vü­cut büyüklüğüne göre karaciğerin daha büyük olmasından ileri gelmek tedir. Yenidoğanda vücut ağırlığının 1/18-1/24'ü kadar, erişkinde 1/36'sı

9


kadardır. Normal olarak kosta kenarım geçme uzunluğu, yaş ilerledik­çe azalır. (71)

Yenidoğanda               2    cm geçer

0-1   yaş                    1.6 cm geçer

2-10 yaş                    1.0 cm geçer

10-16 yaş                    0.85 cm geçer. Bu oranlan geçmesi, büyümeyi sür-

dürmesi, dalakla birlikte büyümesi önemli olur.

Balak : Yalnız dalağın palpe edilmesi önemli değüdir. Genel durum bozuk olmadığı ve hastalık belirtüeriyle birlikte bulunmadığı sürece anor­mal sayılmaz.

0-1 yaş %15 olasılıkla,

2-10 yaş %10 olasmkla palbe edilebilir.

Dişler:

Yenidoğanda, alt ya da üst kesici dişlerden birinin çıkmış olarak gö­rünmesi nadirdir. Genellikle, 6-10 ay. arasında alt ya da üst kesicilerin çıkmaya başlamaları gerekir. Dişler çıkarken, hastalanmak, ishal olmak gibi durumlar fizyolojik kurallara uymadığından kuşkuyla karşılanma­lıdır. Ancak diş etlerinin kaşınması, huysuzluk ve uyku bozukluğu görü­lebilir. Diş çıkarmada, 1 yaşma kadar geç kalmalar, bireysel ayrıcalık­lar nedeniyle de olsa az görülür. Geç kalmada; beslenme, rikets, hipotiroidi gibi nedenler etken olabüir. Genelde alt-orta kesiciler önce, üst-orta ve yan kesicüer sonra çıkar. Alt-üst premolerler ve köpek dişleri 1-2 yaş arasında, 2'inci premolerler 2'inci yaştan sonra görülürler.

Kemikler :

Normal yenidoğanda, femur alt epifizi, tilbia üst epifizi ve humerus proksimal epifizi çekirdekleri vardır ve röntgende görünür. Diğerleri ol­gunlaşmamıştır. Çekirdeklerin eksik olması, kemik olgunlaşmasında ge­rilik düşündürür. Prematürelerde ve konjenital hipotiroidide sıklıkla gö­rülür. Normal çocuklarda kemik olgunlaşması, belirli yaşlarda belirli aşa­malara ulaşırki buna "Kemik Yaşı" denir. Kemik yaşıyla kronolojik ya­şın eşit olması gerekir. Kemik yaşının değerlendirilmesinde, ilk 6 ay için diz ve ayak kemiMerinin, daha büyüklerde el-büek grafilerinin incelen­mesi yeterli olmaktadır. Doğuştan kalça çıkığı tanısı için 4'üncü aydan önce çekilen grafiler çok zaman yararlı olamazlar

 

BÜYÜME VE GELİŞME

Çocukluk çağım erişkinden ayıran en önemli özellik, sürekli büyü­me ve gelişme durumunda bulunmasıdır. Beslenme bozuklukları, enfek-


siyonlar, büyüme ve gelişmeyi etküeyerek yavaşlamasına ya da durma­sına neden olurlar. Çocuğun yaşı ne kadar küçük olursa, bu etki o kadar belirgin ve kalıcı olur.

Büyüme: Vücut Mtlesinin artmasıdır. Bu artış, yeni hücreler oluşumu ya da hücrelerin büyümesiyle ilgilidir.

Gelişme : Biyolojik olgunlaşmadır. Hücre ve organların olgunluğa doğ­ru gelişmesidir.

Sağlıklı bir çocuk; hastalık belirtileri göstermeyen, diğer normal ço­cuklara göre büyüme ve gelişme evrimi içinde olan çocuktur. Normal ço­cuklar, sağlıkla olarak bulundukları büyüme ve gelişme sürecinde ortak bir çok özellikler gösterirler.

1    — Büyüme ve gelişme, belirli dönemlerde hızlanma ya da yavaşlama gösterir. Fötal döenem en hızlı çağdır. Doğumdan sonraki 0-6 ay arasın­da hızla giden büyüme ve gelişme, yavaşlamaya başlar. 9-12 aylarda ge­lişme ön planda görülür. 3-10 yaşlarda yavaş bir tempoda giderken, er­genlik dönemine yalan hızlanır.

2    — Büyüme ve gelişmede belirli bir sıra vardır. 0-12 aylarda baş hızla büyür. Göğüs çevresinin büyümesi 6 aydan sonra, ekstremite büyümesi 12'inci aydan sonra hızlanır. Sinir ve kasların olgunlaşması, merkezden çevreye doğru olmaktadır. Önce kollar sonra parmaklar bilinçli olarak kullanılır. Yürümek için önce ayakta durabilmesi gerekir.

3    — Organsal büyüme, genel büyümeye paraleldir. Yalnız S S Sistemi ve lenfatik sistemin ayrı bir temposu vardır. S S Sistemi 6 yaşrada :%90 ol­gunluğa ulaşır. Lenfatik sistem, çocukluk çağında erişkinlere oranla daha büyük bir kitle oluşturur. Erişkinlik döneminde geriler. Çocuklarda len­fatik sistem hiperplazisi nedeniyle, tonsil ve adenoidler, üst solunum yol­lan bozuklukları oluştururlar. Genital sistemde de buluğ çağma kadar bir duraklama vardır.

i — Normal çocuklar arasında genetik yapıya bağlı ayrıcalıklar vardır.

normal gelişme sürecindeki çocuklar arasında, %50 persentil değerlerin­den sapmalar görülür.

5 — Büyüme ve gelişmeyi kesinlikle etkileyen koşullar vardır. Beslenme, sağlık koşullan, hastalıklardan korunma başkcalandır. Yetişen yeni ku­şakların sağlığı, ülkelerinin geleceğini yakından ügilendirir.

 

SÜT ÇOCUĞUNUN MUAYENE ZAMANLARI

Çocuk sağlığı ve hastalıkları bilim dalı, diğer ihtisas dallarından da­ha çok koruyucu yöntemlerle uğraşır. Çocuk doktorlarının yarıya yakın zamanları koruyucu uygulamalarla geçer. Sağlıklı bir gelişim sağlanma­sı için beslenme programları düzenlenmesi, belirli hastalıklara karşı aşı uygulanmaları ön sırada gelir. Erken tanı ve tedaviyle kalıcı sakatlıkla­rın önlenmesi önemli görevleri arasındadır.

Çocuklar belirli aralıklarla çocuk doktoruna götürülerek (67) kon­trol ettirmelidirler. Aşıları muntazam yapılmalıdır. Normal büyüme ve gelişme sırasında araya giren enfeksiyonlar, çocuğun geri kalmasına ne­den olabilir. Çocuk sağlığı, doğum öncesi annenin bakımıyla başlar. Bu dönemde, annenin çocuğa bakacak çocuk doktoru ya da Ana-Çocuk Sağ­lığı ile ilişki kurması çok yararlı olur.

Yeni doğan : Hayatın en tehlikeli dönemidir. Hastane de doğan bebek­ler, en az doğumdan sonraki 24 saat içinde ve hastaneden çıkarken ol­mak üzere 2 kez muayene edilerek, annelere öğütler verilmeli ve annele­rin kuşkuları giderilmelidir. Konjenital anomaliler, kalça çıkığı aranmalı, BCG yapılmalıdır. Doğal beslenecek olanlara ve yapay beslenecek olan­lara gerekli bilgi ve programlar verilmelidir. 1-3 hafta arasında ortaya çıkan olaylar ve kuşkular, anne üe ya da aileden biriyle görüşülerek ya da bebeğin muayenesiyle çözülmelidir.

30-40 Gün : Çocuğa tam bir fizik muayene uygulanır. Ağırlık, boy, baş çevresi, gerekliyse diğer ölçümler yapılarak persentilleri saptanır. Kalça çı­kığı kontrolü yapılır. BCG aşısı yoksa yaptırılır.

60-70 Gün : Çocuk muayeneye gelir. Ölçümleri yapılır. Persentilleri sap-tamr. Beslenmesi gözden geçirilerek, gerekli Öğütler verilir. DBT ve Po-üo aşısı uygulanır. Bu aşılara 3'üncü ayda başlamak da mümkündür.


90-100 Gün (3 ay) : Muayene edilir ve ölçümleri yapılır. Şaşılık aranır. Beslenmesi soruşturulur. Yapay beslenenlere yeni ek besinler verilir.

4   aylık : Muayene edilir, ölçümler yapılır. 2'inci DBT ve Poldo aşısı ya­pılır.

5   aylık : Muayene edilir ve ölçümleri yapılır. Büyüme ve gelişimi değer­lendirilir, îşitme kontrol edilir.

6   aylık : Muayene edilir ve ölçümler yapılarak değerlendirilir. DBT aşı­sı ve Polio yanılır. 2 ay arayla kontrola getirilmesi söylenir.

8-9 aylık : iyi bir anemnez alınarak fizik muayene yapılır. Gelişim değer­lendirilir. Beslenmesinde yeni düzenlemeler yapılır. Aileye, çocuğun işta­hının azalacağı söylenir. Demir eksikliği anemisi aranır.

11-12 aykk : Muayene edilir ve ölçümleri yapılarak, büyüme ve gelişme­si saptanır. Kilosunda ve iştahında olan duraklama açıklanır. Emzirili-yorsa, anne ve ailenin durumuna göre bir değerlendirme yapılır. Bibero­na son verilmelidir. Kızamık aşısı yapılabilir. Çocuğun evin içinde gezme­si nedeniyle oluşacak kazalardan korunması önerilir.

15 aylık : Muayene edilerek gelişim değerlendirmesi yapılır. Kızamık aşı­sı yaptırılır.

18 aylık : Muayene edilerek gelişim değerlendirmesi yapılır. DBT ve Po­lio aşılan yapılır. Çiş ve kaka kontroluna hız verilir. Kazalardan koru­ma hatırlatılır.

24 aylık : Muayene edilir ve ölçümleri yapıldıktan sonra, 2 senelik geli­şimi değerlendirilir. Bundan sonra senede bir kez muayeneye getirilmesi söylenir.

Oyun Çocuğu Dönemi: 6-12 ay arayla muayeneye getirilebilir. Diş Tabi­bine götürmek gerekir.

Okul Çocuğu Dönemi : Senede bir kez Çocuk Doktoruna ve 2 kez Diş Tabibine götürmek Önerilir.

Ergenlik Dönemi : Dikkatli bir fizik muayene ve ölçümler yapıldıktan sonra, çocuğa ve aileye, ayrı ayrı gerekli önerilerde bulunulur. Problem­ler varsa, açıklanarak çözülür.

 

ÇOCUKTAN ANA-BABAYA MEKTUP

Sevgili anneciğim, Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söy­lemek isterdim :

Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.

Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Bana oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde korumaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarım ken­dim görürsem daha iyi öğrenirim. Bana yanılma payı bırakın. Kendi işimi kendim görmeye alıştırın. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?

Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmak­tan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi bi­liyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.

Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun.

Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Be­ni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığım görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duy­mam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. "Ben senin yaşında iken            " diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni kor­kutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.


Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse ça­bamı övün. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni başkalarıyla karşılaştır­mayın, umutsuzluğa kapılırım.

Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları bir­den öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davran­madığımı görünce ürkmeyin. Beni. köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlılığınızı yitir-meyüı. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele baş­kalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yaban­cıların yanında güç durumlara düşürebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz. Tersine, beni size daha çok yaklaş­tırır.

Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendi­nizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görün­ce üzüntüm büyük olur.

Biliyorum, ara sıra sizi üzüyorum, belki de düş kırıklığına uğratıyo­rum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim. Yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sar­sılmasın.

Benden, "örnek çocuk" olmamı beklemezseniz, ben de sizden kusur­suz anne-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana ye­ter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimeenin çocuğu olmak istemezdim.

Sevgiler. Çocuğunuz

(Bu mektup Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu tarafından yazılmıştır.)


9.  Prensip : Çocuk her çeşit ihmal, zorbalık ve başkalarının boyun­
duruğumdan korunmalıdır. Ne biçimde olursa olsun, sömürüye uğrama-
malıdır. Uygun en az yaşı bulmadan, bir işe alınmamalıdır. Sağlığına,
eğitimine zararlı, fizik ve mental veya moral gelişmesini engelleyen hiç
bir işi yüklenmek ve yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

10.  Prensip : Çocuk ırk, din veya diğer biçimsel ayırımlara yol açan
bütün uygulamalardan korunmalıdır. Milletler arasında anlayış, hoşgö­
rü ve yakınlık havası içinde, barış, evrensel kardeşlik ve kendi eşitleri­
ne, yetenek ve enerjisini adayabilmek duygusu içinde büyütülmelidir.

BESLENMENİN ÜLKE BAKIMINDAN ÖNEMİ

Bir ülkenin yetişen genç ve sağlıklı kuşaklara sahip olması, gelece­ğinin güvencesidir. "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" deyimi, bu­nun en güzel açıklamasıdır.

Ülke çapında bilimsel bir beslenme düzenine girebilmek için, önce­likle iki engel karşımıza çıkmaktadır. 1 — Ekonomik engeller, 2 — Eği­timsel engeller. Bu iki engel her ne kadar ayrı görünüyorsa da, birbiriy­le çok yalan ilişki içindedir. Bazen birinin, bazen diğerinin üstün oldu­ğunu düşünmek olanağı varsa da, ikisinin birden altedilmesi başarıyı sağ­layacaktır. Bu iki engel de, uzun süreli çabaların ve önlemlerin sürdürül-mesiyle aşılabilir.

Bilimsel kanıtlar, yüksek insan düzeyinin çocukluk dönemi beslenme­sinden kaynaklandığım göstermektedir. Bu gün hayranlıkla seyrettiğimiz ileri ülkeler, bu gerçeği yüz yıl önce anlamış ve bu yönde çalışmaya baş­lamışlardır. Türkiye'de de bu doğrultuda gelişen düşünceleri ve hareket­leri ümitle izlemekteyiz.

"Beslenme - Beyin Gelişimi İlişkisi" konusunda değinüdiği gibi, ge­beliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki 6 ayda bebeklerin uğradıkları beslenme bozukluklarının, tedavisi olanaksız zekâ geriliklerine neden ol­dukları görülmektedir. Boy ve ağırlık bakımından oluşan bedensel ge­rilikte giderilememektedir. Zekâ bakımından geri, kavruk bireylerden olu­şan bir ulusun, uluslararası alandaki başarısını tasarlamak zor değildir.

Ülke beslenme sorunları, ancak devlet ve ulusun birlikte çözebilecek­leri boyutlardadır. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı temel ağır­lığı birlikte üstlenmelidirler. Öncelikle öğretmen Okulları'ndan başlana­rak dengeli beslenme öğretilmelidir. îlk okulu bitiren bir öğrenci den­geli beslenmenin bilincine varmış olmalıdır. Kendi olanakları içinde en iyi biçimde bir düzenleme yapabilmelidir. Her türlü basın ve yayın or­ganlarının yardımı ve katkısı sağlanmalıdır.


Spor, gelişim ve beslenmeyle yakın ilişki içindedir. Spor çalışmala­rına katılan çocukların derslerinde de daha başarılı oldukları görülmek­tedir. Bedensel gelişmeyle fizik aktivite arasında yakın bir ilişki vardır. Doğduğu günden başlayarak çevresinin yakın ilgisi, yaşma uygun oyun­ların seçilmesi, bedensel ve ruhsal gelişmeyi yakından etkiler. Davranış olgunlaşması, otokontrol ve irade gücü kazanır. Ailede spor alışkanlığı­nın temeli. atılmış olur. Çocuğun vücuduna ve yaşma uygun sporların se­çilmesi gereklidir. Yüzme her yaşta yapılabilen bir spordur. Güreş için 10 yaş, futbol için ortaokul, halter için lise düzeyini beklemek gerek­mektedir.

 
 
estetik klip izle tatil cilt bakımı